» » » Kenan Sipahi Röportajı

Türk basketbolunun gelecekteki en büyük umutlarından biri olan Kenan Sipahi, Red Bull'un katkılarıyla Sporx.com'dan Hakan Celep ile keyifli ve detaylı bir röportaj yaptı.

Bu sezon başında Fenerbahçe'den Karşıyaka'ya kiralık olarak transfer olan Red Bull'un Türkiye'deki sporcularından Kenan SipahiFenerbahçe'yi, Karşıyaka'yı, Zeljko Obradovic'i, Ufuk Sarıca'yı, NBA hayallerini ve hayata bakışını Sporx'e anlattı.

İşte Kenan Sipahi'nin açıklamaları...

Yüksek bir oyla All-Star seçildin. Sonuçlar belli olmaya başlayınca ve olunca neler hissettin?

"All Star oylamasını ailem daha çok takip ediyordu. Ailem bu konularda daha çok isteklidir. Ağabeyim takip ederken, bir bilgiye de ulaşmış. Karşıyaka taraftarları gibi, Fenerbahçe taraftarları da oy vermiş. İnsan böyle şeyleri duyunca seviniyor. Böyle bir sonuç çıkınca insan motive oluyor, daha çok çalışıyor. Bu sonuç performansla da alakalı. Bu oyları veren insanlar sonuçta basketbolu da bilen insanlar."



"İLK GÜNDEN BERİ "İYİ Kİ KARŞIYAKA" DİYORUM"

Karşıyaka, kariyerin için bir fırsat gibi görünüyordu. Kulüplerin anlaştığını duyunca ne hissettin? Bu 'fırsat'ı kullanmış olduğunu düşünüyor musun?

"Karşıyaka'ya kendi rızamla gittim. Başka kulüpler de, yurtdışından teklifler de vardı. Milli Takımda Ufuk Ağabey ile konuşmalarım da etkili oldu. Ufuk Ağabey'e çok güvendim. Karşıyaka'ya gitmeye karar verdim. Kariyerim açısından iyi oldu. İnsan hep geleceği düşünüyor ama o anı da yaşamak lazım aslında. Fenerbahçe'den sonra seçebileceğiniz çok kulüp yok, zevk alabileceğiniz bir camia olarak. Bence, Karşıyaka böyle kulüplerden biri. Fenerbahçe ve Karşıyaka, camia, taraftarlar olarak aynı düzeyde bu açıdan. Daha küçük bir yer olduğu için daha fazla heyecan var. İnsan bunları göz önünde bulunduruyor. Tabii en çok oynama açısından seçtim. İlk günden beri "İyi ki seçmişim" diyorum. Çünkü, çok daha farklı şeyler öğreniyorum bu sene. Ben şu an çok mutluyum."


"BEN SEÇTİM KARŞIYAKA'YI"

Fenerbahçe'ye ilk geldiğinde senin için "Diamantidis olabilir" deniyordu. Obradovic ile ilişkin Diamantidis benzeri olabilir yorumları vardı. Final Four sürecinde en kritik yerlerde süre de aldın. Çeyrek final serisinde Maccabi maçında en kritik görev senindi. Peki sonra neden olmadı, neden Fenerbahçe'den ayrıldın?

"Bu koçun kararı. Aslında, ben takımda kalabilirdim. Daha az oynayacaktım. Ben seçtim Karşıyaka'ya gitmeyi. Benim için daha yararlı olur diye ayrıldım. Taktik anlayış değişebilir, bu kararlar alınmış olabilir. En önemlisi, benim için doğru yerde oynamak."



"HER ŞEYDE ÖNCÜLÜK EDİYOR OBRADOVIC"

Pianigiani döneminde Fenerbahçe yatırımlara rağmen başarısızdı. Obradovic, Fenerbahçe'ye ilk adım attığından Final Four'a kadar olan süreçte sen de vardın. Neler değişti bu süreçte?

"Ben Pianigiani döneminde yoktum ama anlatılanlardan yola çıkarak şunları söyleyebilirim. Duyduğum kadarıyla disiplinde, her şeyde öncülük ediyor Obradovic. Kötü oynadığımız gün bile disiplin olduğu için, maçları bir yere kadar götürüyorsunuz. Bir takım sizinle saha içerisinde dalga geçemiyor yani. Duyduğum kadarıyla, en fark ettiren olay disiplin."



"UFUK SARICA İLE EN ÖNEMLİ ŞEYİ ANLADIM"

2 senede Fenerbahçe'de bulduğun süreyi, Karşıyaka'da tek sezonda buldun. Bu senin için daha iyi olmuştur muhakkak. Özgüven gelmiştir. Peki bunlar dışında hangi açılardan daha iyi bir Kenan Sipahi var?

"Elbette her gün gelişiyorsunuz. Ufuk Ağabey ile çalışmaya başladığımdan beri en önemli şeyi anladım. Topu potaya atmak gerek. Ufuk Ağabey'in, topu potaya atmadığım için beni oyundan aldığı bile oldu. Ufuk Ağabey oyuncusuna çok şey veriyor, en önemlisi de özgüven. Oyuncunun topu potaya atması bir özgüven meselesi ve bunu Ufuk Ağabey ile anladım. Koçtan bu ışığı alınca insan daha özgüvenli oynuyor. Zaten bir düşüncem var, bu seviyede oynayan kötü oyuncu yok. Oyuncunun performansı sadece oyuncuya ne kadar güvenildiği, oyuncudan ne almak istendiğine göre değişiyor. Özgüven yüksek olduğu zaman ister istemez iyi maçlar çıkarıyorsun. Tabii bir yandan, insanın ne kadar çalıştığına, ne kadar konsantre olduğuna da bağlı. İyi maçlar çıkarmak, bir antrenörün oyuncusuna verdiği özgüvenle alakalı."

OBRADOVIC VE UFUK SARICA'NIN FARKLILIKLARI...

Avrupa'nın gelmiş geçmiş en iyi antrenörlerinden biri olan Obradovic ile çalıştın. Şimdi Avrupa'da yeni jenerasyonun en iyi antrenörlerinden biri olan Ufuk Sarıca ile çalışıyorsun. İkisinin basketbola yaklaşımları arasında ne gibi farklılıklar var?

"Bence, Obradovic de 24 saniyede takımın topu devamlı koşturup, en iyi şekilde top kullanmasına çok önem veriyor. Ufuk Ağabey de müdafaa olmadan, zaten kazanmak istiyorsanız basketbolun her şeyi müdafaa, iki yönde de agresif olmaya dayalı bir anlayışı var. Her iki yanda agresif olunca da rakibin direncini kırıyorsunuz. Eğer boşsan, doğru şutsa, atmanı istiyor Ufuk Ağabey. Agresif oynayınca da işler değişiyor. İkisi daha farklı oyun oynatıyorlar. Hangisine uyum sağlarsanız, başarılı oluyorsunuz."




"EUROLEAGUE'DE TECRÜBEMİZ OLMADIĞI İÇİN KAYBETTİK" 

Euroleague'e sansasyonel bir giriş yaptınız. Sonra, takım olarak belli bir çıtanın altında kaldınız. Potansiyelinize ulaşamadınız. Olabilirdi ama olmadı hep. Bunun sebebi 'çaylak duvarı' diyebilir miyiz?

"Biz oyuncularda hata arıyor insan. Barcelona'yı yenince rehabete kapılabiliyor insan ama tam öyle de değil. Hiç kötü oynamadık ama kötü kaybettik. Şanssız mağlubiyetler aldık. Zalgiris'e karşı son topta kaybettik. Evde kaybedince, Euroleague'de çok zor. Euroleague'de deplasmanda galibiyet almak zor. Deplasmanda kazanmak, çok tecrübeli takımların yapabildiği bir şey. Euroleague tecrübemiz olmadığı için kaybettik diyebiliriz. Baktığınız zaman çok iyi basketbol oynuyorduk ama son toplarda kaybediyorduk. O dönemde, ligde de son toplarda kaybettik."

Euroleague'de bu sezon seni şaşırtan bir takım var mı?

"Şaşırtan değil de bu performansı göstermesini beklediğim bir takım vardı, Brose Baskets Bamberg. Orada çok değerli bir ağabeyim oynuyor, Nikos Zisis. Devamlı konuşuyorduk. Böyle sonuçlar alabileceklerini düşünüyordum. O grupta olmayıp, bizim Türk takımlarının olduğu grupta olsalar daha rahat bir şekilde Top 8'e kalabilirdi."

"BİR YOLUNU BULMAMIZ LAZIM"

Milli takımda uzun süredir "Oyun kurucu sıkıntısı" var? 2000'lerin başından beri böyle söyleniyor. Eurobasket 2001'de Kerem Tunçeri çok gençti, çok baskı kuruldu, hataları nedeniyle ağır eleştirildi. Genç bir oyuncuya hata yapma kredisi verilmeli ama yapılmadı. Sonra Ender Arslan mesela, aynı sorunlar yaşandı. Şimdi yine aynı durum var. Şu an ligde en çok süre alan Türk oyun kurucular arasındasın. Rio elemelerinde kadroda olmayı bekliyor musun?

"Neden olmamasının sebeplerinden biri, gereksiz, çok fazla baskı kurmaları. Stres yapmaları oyuncuların. Bence çoğu insan böyle düşünmüyor, hata kredisi vermiyor. Robotmuş gibi "Neden yapmıyor" diyorlar. Her şeyin bir zamanı var. İleriki yıllarda bu nasıl değişir, bilemiyorum. Yabancı hakkıyla da zor giderilir bu sıkıntı. Bizim şampiyon olduğumuz takımlardan kaç kişi oynayabiliyor takımlarında. Zor, bizim ülkede gelişmek biraz daha zor oluyor. Bizim bir yolunu bulup, bunun üstesinden gelmemiz gerekiyor."

Yeni yabancı kuralına geçildiğinden bu yana yerliler daha az süre buluyor. Kısa vadede yerli oyuncular için kötü oldu elbette, süreleri düştü. Fakat, Karşıyaka'da sen 20 dakikalar civarı alıyorsun. Avrupa'nın en iyi pivotu gösterilen Vesely bile bu süreleri alıyor. Orta ve uzun vadede, bu yabancı kuralı yerli oyuncuların daha fazla gelişmesini sağlar mı? Yerli oyuncular için böylesi daha iyi diyebilir miyiz? Mesela, Cedi ve Furkan düzenli süre bulabiliyorlar...

"Ufuk Sarıca gibi oynatan kaç tane antrenör var. Bir de öyle düşünmek lazım. Baktığınız zaman, Avrupa kupası oynamayan takımlarda bile 5 yabancı oynuyor. Cedi ve Furkan, NBA olacak oyuncular ama..."

Şimdi, senden örnek verecek olursak. Senin NBA'de ilk 5 başlayan, mesela Memphis'teki Mike Conley'den yetenek ve potansiyel olarak bir eksiğin var mı? Arda Turan, Barcelona'ya gittiğinde verdiği bir röportajda, idolu Iniesta için bile "Gördüm ki hepsi insan" dedi. Senin, Cedi'nin, Furkan'ın bir eksiği var mı?

"Basketbol oynadığı yer farklı. Iniesta'nın futbol oynadığı yer farklı. Gelişim olarak da değişiyor."



"BU JENERASYONUN EN ÖNEMLİ FARKI..."

Seninle birlikte Furkan, Cedi kısa oyuncular var, milli takımın geleceği olarak. 79 ve 87 jenerasyonlarından biz faydalanamadık. Avrupa'yı domine edebilirdik. Şimdi elimizde 93-97 arası müthiş bir jenerasyon var. 79 ve 87'de yakalayamadığımız başarıyı, istikrarı, senin de içinde bulunduğun jenerasyona yakalayabilir miyiz?

"İnşallah. Ben de isterim ama zaman gösterecek. Birçok şeyin oturması gerekiyor. Bu jenerasyondaki oyuncuların arasında arkadaşlık çok iyi. Gerçekten birbirine çok saygı duyan, seven bir jenerasyon. Bu sayede de Avrupa'da devamlı madalyalar, birincilikler geldi. Bu en önemli avantajımız. Kim ne kadar oynayacak, milli takıma hazır olacak bununla belli olacak."

Eski jenerasyonlarda Hidayet Türkoğlu, İbrahim Kutluay, Mirsad Türkcan, Ömer Onan gibi isimler hala basketbolun içerisinde. Onlar yaşadıkları sıkıntıları aktarıyor mu size? Bu tecrübeler sizin için aydınlatıcı oluyor mu?

"Ömer Ağabey ile 1 sene takım arkadaşı oldum. Bir sene genel menajerim oldu. Ömer Ağabey'in çok yardımı oldu bana. Neler yapmamız gerektiğini, neler yaparsak daha iyi olacağını anlattı. Anlatıyorlar tecrübelerini, bu işi de iyi biliyorlar. Çok da yardımsever insanlar."

"ÖNEMLİ OLAN ŞU AN"

Kiralık kontratın sonrası Fenerbahçe'ye dönüşü düşünüyor musun? Ayrıca, dönünce "Şunları daha farklı yaparım" dediğin noktalar var mı?

"Cristiano Ronaldo'nun belgeselini izledim geçtiğimiz günlerde. "İnsanlar devamlı geleceğini düşünüp yaşıyorlar ama önemli olan şu an" Ben de bu sene öyle düşünmeye başladım. Seneyi düşünmüyorum. Şu anı düşünüyorum. Karşıyaka'da olmanın keyfini çıkarıyorum. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Taraftarları mutlu etmeye çalışıyorum. Galibiyetler almaya çalışıyoruz. Şu an sadece bir sonraki maçı düşünüyoruz. Trento maçı var önümüzde. Onu konuşuyoruz devamlı. Geleceğim hakkında, yazı dahi düşünmüyorum. Öyle düşünerek bugünü kaçırıyorsunuz."

Obradovic, geçmişten bugüne oyuncuları için özel antrenörler tutuyor, özel programlar hazırlıyor. Geçmişteki oyuncuları bunu söylerdi. Geçen sezon Euroleague MVP'si olan, senin de takım arkadaşın Nemanja Bjelica da bu programların yararına vurgu yapmıştı. Sana da benzer teklifler, antrenörler, programlar oldu mu?

"Kişisel gelişimim kadar, bulunduğum yerde de takımın gelişimi, yapacağı derece çok önemliydi. Final Four yapmamız gerekiyordu. Maçlar arası çok kısaydı ama insan istediği zaman boş vakit bulabilir, kendini geliştirebilir. Şu an bir kişisel antrenörüm var. Gerçekten her şey ile ilgileniyor. Aynı zamanda mentörüm bana fikirler veriyor. Her gün konuşuyoruz. Bana yardımcı oluyor. Bu sene çalışmaya başladım özel antrenörle. Çok da yararını görüyorum."



"DRAFTA BU SENE GİRMEYİ DÜŞÜNÜYORUM"

NBA draftına katılacak mısın?

"Ben istiyorum. Bu sene de hak ettiğimi düşünüyorum. Ne olur tabii belli olmaz. Seçilmek çok önemli ama. Şimdi seçilmeyip NBA'de şampiyonluklar kazanan oyuncular var. Seçilip kaybolanlar var. Ben drafta bu sene girmeyi düşünüyorum. Çok da konuşmadım. NBA söz konusu olunca insan elbet düşünüyor ama bunu menajerimle de konuşmadım. Bu sene biraz daha akışına bırakıyorum."

Eklemek istediğin bir şey var mı?

"Sorular için çok teşekkür ediyorum. Çok güzel ve detaylı sorulardı."

RÖPORTAJ - HAKAN CELEP

«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt

Hiç yorum yok:

Yorum Yap