Category: Basketbol

Beşiktaş Maçı 1 TL

İsteğimiz doğrultusunda yönetimimiz 30 Ocak Cumartesi (yarın) 19.00’da oynayacağımız Beşiktaş maçı Taraftarımıza 1 TL olarak belirlendi.

Karşıyaka, Taraftarı ile var. Bizim en büyük üstünlüğümüz basketbolu bilen, zamanında müdahale edebilen, gırtlakları patlarcasına bağıran Taraftarımız.

Herkes Arena’ya….

Karşıyaka Çarşı Grubu

Dolomiti Maçı İncelemesi – YarıSaha

Dün ULEB Eurocup son 32  turu K Grubu maçlarında deplasmanda 4. maçına çıkan Pınar Karşıyaka, geçtiğimiz hafta kendi sahasında 79-85’lik bir skorla yenildiği Dolomiti Energia Trento’ya konuk oldu. Karşılaşma 76-72’lik Pınar Karşıyaka mağlubiyetiyle sonuçlandı. Kaf Kaf, bu sonuçla 1 galibiyette kalarak haftayı son sırada kapattı.
2 aydır kadrosunda görmek istediği, en son D-league’de mücadele eden ve NBA’den kontrat beklediği için bir ay önce Pınar Karşıyaka’nın ilk teklifine olumsuz yanıt veren Lazeric Jones ile geçtiğimiz günlerde anlaşma sağlayan Pınar Karşıyaka, oyuncunun lisans işlemlerini bir gün önce tamamlayıp bu maçta Jones’u kadroya alabildi. Lazeric Jones, bu karşılaşmada Yeşil-Kırmızılı forma ile ilk maçına çıkarken, eksikliği son dönemde bir hayli hissedilen Juan Palacios’un da hâlâ sakat olduğunu ve bu maçta yine forma giyemediğini belirtmeliyim.
e7ea2a24-2756-4b57-9b40-8c7ecd1ba90f
Maç Energia Trento’nun istediği hızlı ve onların kontrolünde bir tempoyla başladı. Yüksek yüzdeyle maça başlayan Energia Trento, yaptığı sert savunmayla kolay sayılara izin vermeyerek ilk 5 dakika sonunda Pınar Karşıyaka’yı ilk molaya 20-5’lik bir skorla gönderdi. Moladan daha yüksek enerjiyle dönen Pınar Karşıyaka, ön alanda baskı kurup geride de alan savunmasına döndükten sonra, hücumda da gösterdikleri istekle 9-0’lık bir seri yakaladı. Bu bölümde Dolomiti Energia Trento’nun dış şutlardaki yüzdeleri de düşmeye başlayınca ilk çeyrek 26-18’lik bir skorla sona erdi. İkinci çeyrekte, iki takım da savunma dozajını arttırdı. Fakat Pınar Karşıyaka’nın savunmada yaptığı basit hatalar ile fark yine çift hanelere çıktı. Ev sahibi Energia Trento’nun Colton Iverson’dan daha kısa olan pota altı oyuncularına karşı olan pota altı üstünlüğümüzü de bir türlü kullanamadık. Kısa ve hızlı ayakları olan ev sahibi ekip oyuncuları, pota altına çok rahat girerek kolay sayılar buldular. Bu çeyrekte de ilk çeyrekte olduğu gibi EnergiaTrento hiç faul sonrası serbest atış kullanmadı. Oysaki tempoyu seven ve neredeyse tüm maçı kendi temposunda götüren Trento’nun temposunu düşürmek için mutlaka faul yapılmalıydı fakat ilk yarıda sadece 1 kez faul yaptı takımımız. Ev sahibi ekibin tek serbest atış sayısı da coach Ufuk Sarıca’ya çalınan teknik faul sonrası geldi ilk devrede. Devrenin sonunda Energia Trento da alan savunmasına döndüğü bölümde şutlarımız girmeyince, ilk yarıyı 12 sayı farkla 44-32’lik bir skorla mağlup olarak kapattık. İlk yarıda savunmada beklediğimiz direnci göremediğimiz gibi, hücumda da bilindik Karşıyaka kimliğinden çok uzak kaldık.
İlk yarı sonunda tabloya bakınca %50 ile attığımız serbest atışlar, asist sayılarındaki düşüklük ve verdiğimiz hücum ribaundları göze çarpıyordu. Pınar Karşıyaka, bu sene ilk sezonda olduğu gibi maç içinde de istikrarsız bir görüntü sergilediği için bu fark kapanabilir bir farktı aslında.
l0_tml2270613714689_128393172181_1453971772299262
Ve tam da beklediğimiz gibi üçüncü çeyreğe hücumda çok daha istekli, savunmada çok daha dirençli başladık. Pota altını zorlayarak ilk 1 dakikada Energia Trento’ya 4 faul aldırdık. Ön alanda yaptığımız baskı ile farkı 6 sayıya kadar düşürdük fakat Trento pota altına rahat girmeye devam edince yine istedikleri tempoya ulaştılar. Hücumda Energia Trento’nun yaptığı baskıyla düşünce, elimize gelen fırsatları da değerlendiremeyince, savunmamız da gevşedi ve yine 11 sayılık bir farkla 62-51’lik bir skorla üçüncü çeyreği noktaladık. Son çeyrekte yine savunmada ve hücumda istekli başlayıp Bracey Wright’ın çabasıyla farkı 5 sayıya kadar indirdik. Savunmada ön alanda yaptığımız baskıda ısrarcı olunca, Lazeric Jones ve Bracey Wright’ın çabasıyla pota altını zorlamaya başlayınca attığımız serbest atışlarla farkı 2 sayıya kadar indirdik. Fakat yine son 1 dakikada yaptığımız  basit hatalarla 76-72’lik skorla mağlup olduk.
937a05f6-404d-4087-86be-009c1b32f9d9
Pınar Karşıyaka’nın Eurocup’ta yoluna devam edebilmesi için evinde oynayacağı 2 maçta galip gelerek diğer takımların da yenilmesini beklemesi gerekiyor. Yani Avrupa’da ihtimaller biraz zorlaştı. Lig için de, Lazeric Jones takıma çabuk alışırsa hücumlarda daha organize olunabilir. Juan Palacios da bir an önce düzelip forma giymeye başlarsa, pota altındaki büyük açık bir hayli kapanır. Henüz hiçbir şey bitmiş değil. Fakat takımın bir an önce kendine gelmesi, bu istikrarsız havadan kurtulması ve taraftarın da bu kötü dönemde hiçbir maçında takımı yalnız bırakmaması gerekiyor. Elbette ki bu sezon beklentiler çok yüksekti ve mevcut durum tüm camiada büyük hayalkırıklığı yarattı ama halen ulaşılması gereken ciddi hedefler var. Burada önce takımın yeniden geçtiğimiz sezonki havayı yakalaması, hiçbir zaman sadece başarı odaklı olmayan Karşıyaka taraftarının da onların yanında yer alarak itici gücünü esirgememesi önemli. Kadrodaki son değişiklikler ile birlikte yeni bir süreç başlıyor. Bu maç belki o beklenen geri dönüşe sahne olmadı ama bundan sonrası yeni umutlar barındırıyor Kaf Kaf adına.
Hazal Coşkun – http://www.yarisaha.com/kaf-kaf-yine-hayalkirikligi/

pksk
energia

Lazeric Jones İnceleme – BasketFaul

Ragland’dan beklediği verimi alamayan ve sonrasında da koç Sarıca’nın sistemine uygun bir oyun kurucu bulamayan daha doğrusu bulduklarında da pürüzler yaşayan son şampiyon Pınar Karşıyaka nihayet muradına erdi. Daha önce denedikleri ama alamadıkları Lazeric Delon Jones’u kadrolarına kattılar. Takma adı Zeek olan 25 yaşında 1.82 boyundaki oyun kurucuyu gelin biraz daha yakından tanıyalım.

“Yakın geçmişi”John A. Logan gibi sıradan bir okulda NCAA kariyerine başlayan Jones burada iki sezon oynadıktan sonra Amerika’nın en köklü okullarından biri olan UCLA’e transfer oldu. Burada özellikle son sezonu olan 2011-12’de çok yönlü oyunu ve liderliği ile takıma faydalı oldu. Ama NBA için yeterli görülmedi ve kariyerine Avrupa’da devam etti. 2012-13 sezonu ile beraber İsrail’in Maccabi Rishon takımı ile anlaştı. Burada da istikrarını sürdürdü ve bir sonraki sezon yolculuğuna Yunanistan’da devam etme kararı aldı, KAOD takımı ile anlaştı. Yunan liginde de skorer oyunu ile takımına liderlik etti. Geçen yaz tekrar takım değiştirme kararı aldı ve Macaristan’ın Szolnoki takımına tranfer oldu. Burada liderlik ve skorerlik özellikleri daha çok ön plana çıkarken Eurocup sahnesinde de kendini gösterme fırsatı buldu.Bu yaz ise şansını tekrar Amerika’da denemek istedi ve geliştirme ligi takımlarından Iowa Energy ile anlaştı.

2013-14 KAOD (Yunanistan Ligi): 13.6s 2.9r 2.6a 1.3tç %45.5 3sayı
2014-15 Szolnoki (Adriyatik Ligi): 13.3s 2.9r 3.9a 1.3tç %51.9 3sayı
2015-16 Iowa Energy (NBA D-League): 15.5s 3.5r 4.5a 1.6tç %38.5 3sayı

“Artıları-Eksileri”Zeek güçlü fiziği ve atletizmi ile klasik bir Amerikalı oyun kurucu aslında. Ama çok önemli bir artısı var ki o da yay gerisinden yüksek yüzde ile oynaması. Bunun yanında haddini bilen ve hangi özelliğini nerede ne zaman nasıl kullanabileceğini bilen bir oyuncu. Süratli ilk adımı ve deliciliği sayesinde asıl güçlü olduğu yer penetreleri ve orta mesafe şutları. Şuanda bir çok oyun kurucuda olmayan penetre sonrası orta mesafe şutları iyi kullanan bir isim Jones. Top kontrolü üst düzeyde ve bitirişlerde de iki elini kullanabiliyor. Güçlü fiziğinin avantajı sayesinde temas sonrası dengesini sağalayabilen ve kolaylıkla çizgiye de gidebilen bir guard. Burada da yüksek yüzde ile oynaması onun önemli silahlarından biri. İşin organizasyon tarafında da kendini geliştirmeye devam ediyor Zeek. Son yıllarda Avrupa basketbolunun temeli haline gelen ikili oyunları kullanan ve uzunları da iyi besleyen bir guard. Dribbling üstü şut tehditi olması ve sürati sayesinde tepe ikili oyunlarında durdurulması zor bir isim. Ayrıca bulduğu penetreleri de potaya gidererek zorlamak yerine takım arkadaşlarını beslemeye çalışan, egoları olmayan bir oyun kurucu. Bir çok Amerikalı oyuncu gibi açık alanda etkili olan Jones kariyeri boyunca öğrenmeye devam eden ve takımı içi oynamaktan zevk alan bir isim oldu hep. İşin savunma tarafında da topa baskı yapan, güçlü gövdesi ve çabuk ayakları ile savunmasının sürekli karşısında kalabilen, geçilmesi zor bir oyuncu. Topa yaptığı etkili baskıyı istatistiklerine de yansıtabilen iyi bir top hırsızı Jones. Bir çok oyun kurucunun karşısında görmek istemeyeciği bir savunmacı.

Aslında Jones’un çok fazla eksisi yok çünkü herşeyi yeterli seviyede yapan ve kompleye yakın bir oyun kurucu. Tabii ki onu ne rolde oynatacağınız bu yorumum için önem arzediyor. Ondan skor anlamında takımı tek başına sırtlamasını bekliyorsanız o zaman yanlış yaparsınız. Çünkü kariyeri boyunca bu tarzda üst düzey bir skorer olmadı. Evet birebirlerde etkili ve iyi bir delici ama topsuz oyunu çok iyi değil,top elindeyken çok daha etkili olan ve topu yönlendirmeyi seven bir oyuncu. Takımının sayıya ihtiyacı olduğu el yakan anlarda zaman zaman geri planda kalabiliyor ki bunun da sebebi aslında haddini bilmesi zorlamak yerine doğru arkadaşını bulmaya çalışması. Tabi bu tercihi doğru yapması önemli,bazen özellikle yarı saha basketbolunda fazla geri planda kalabiliyor işin hücum tarafında.Savunmada ise en önemli zaafı boyu. Alçak postta etkili olabilen guardlara karşı güçlü fiziğine rağmen zorlanabiliyor. Ayrıca ikili oyun savunmasında perdelere kolay takılabiliyor. Hücumda olduğu gibi savunmada da topsuz oyununu geliştirmesi gerekiyor.

“Sonuç”Dixon’dan sonra koç Sarıca’nın aradığı guardı bir türlü bulamayan Pınar Karşıyaka sonunda doğru ismi yakaldı diyebilirim. Takım oyununa yatkın, tempoyu iyi ayarlayan, çalışma ahlakı olan ve en önemlisi dış şut tehditi olan Jones sisteme uyum sağlarsa nokta atışı bir transfer olabilir. Ragland’da olduğu gibi Jones’u da Dixon’dan ayrı tutmamız lazım, farklı oyuncular. Her ne kadar Justin Carter ile yolları ayırmış olsalar da Pınar Karşıyaka’nın elinde Wright ile Josh Carter gibi skorerler ve ayrıca Iverson gibi değerli bir pota altı silahı da var. İşte Zeek bu isimleri efektif kullanabilecek, takımı derleyip toplayıp organize edebilecek ve takıma skor anlamında da değer katabilecek bir oyuncu. Ve unutmayalım birebir savunmada oldukça değerli bir parça.


Kaynak : http://m.basketfaul.com/makale/49507/k

Dolomiti Energia: 76 – Karşıyakamız: 72

Karşıyakamız: Wright 23, Iverson 11, Can Altıntığ 1, Gabriel 6, Kenan Sipahi 2, Muhammed Baygül, Jones 6, Kerem Gönlüm 6, Carter 13, Soner Şentürk 4
1. Periyot: 26-18
Devre: 44-32
3. Periyot: 62-51

Maç Sonu : 76 – 72



Kenan Sipahi Röportajı

Türk basketbolunun gelecekteki en büyük umutlarından biri olan Kenan Sipahi, Red Bull’un katkılarıyla Sporx.com’dan Hakan Celep ile keyifli ve detaylı bir röportaj yaptı.

Bu sezon başında Fenerbahçe’den Karşıyaka’ya kiralık olarak transfer olan Red Bull’un Türkiye’deki sporcularından Kenan SipahiFenerbahçe’yi, Karşıyaka’yı, Zeljko Obradovic’i, Ufuk Sarıca’yı, NBA hayallerini ve hayata bakışını Sporx’e anlattı.

İşte Kenan Sipahi’nin açıklamaları…

Yüksek bir oyla All-Star seçildin. Sonuçlar belli olmaya başlayınca ve olunca neler hissettin?

“All Star oylamasını ailem daha çok takip ediyordu. Ailem bu konularda daha çok isteklidir. Ağabeyim takip ederken, bir bilgiye de ulaşmış. Karşıyaka taraftarları gibi, Fenerbahçe taraftarları da oy vermiş. İnsan böyle şeyleri duyunca seviniyor. Böyle bir sonuç çıkınca insan motive oluyor, daha çok çalışıyor. Bu sonuç performansla da alakalı. Bu oyları veren insanlar sonuçta basketbolu da bilen insanlar.”



“İLK GÜNDEN BERİ “İYİ Kİ KARŞIYAKA” DİYORUM”

Karşıyaka, kariyerin için bir fırsat gibi görünüyordu. Kulüplerin anlaştığını duyunca ne hissettin? Bu ‘fırsat’ı kullanmış olduğunu düşünüyor musun?

“Karşıyaka’ya kendi rızamla gittim. Başka kulüpler de, yurtdışından teklifler de vardı. Milli Takımda Ufuk Ağabey ile konuşmalarım da etkili oldu. Ufuk Ağabey’e çok güvendim. Karşıyaka’ya gitmeye karar verdim. Kariyerim açısından iyi oldu. İnsan hep geleceği düşünüyor ama o anı da yaşamak lazım aslında. Fenerbahçe’den sonra seçebileceğiniz çok kulüp yok, zevk alabileceğiniz bir camia olarak. Bence, Karşıyaka böyle kulüplerden biri. Fenerbahçe ve Karşıyaka, camia, taraftarlar olarak aynı düzeyde bu açıdan. Daha küçük bir yer olduğu için daha fazla heyecan var. İnsan bunları göz önünde bulunduruyor. Tabii en çok oynama açısından seçtim. İlk günden beri “İyi ki seçmişim” diyorum. Çünkü, çok daha farklı şeyler öğreniyorum bu sene. Ben şu an çok mutluyum.”


“BEN SEÇTİM KARŞIYAKA’YI”

Fenerbahçe’ye ilk geldiğinde senin için “Diamantidis olabilir” deniyordu. Obradovic ile ilişkin Diamantidis benzeri olabilir yorumları vardı. Final Four sürecinde en kritik yerlerde süre de aldın. Çeyrek final serisinde Maccabi maçında en kritik görev senindi. Peki sonra neden olmadı, neden Fenerbahçe’den ayrıldın?

“Bu koçun kararı. Aslında, ben takımda kalabilirdim. Daha az oynayacaktım. Ben seçtim Karşıyaka’ya gitmeyi. Benim için daha yararlı olur diye ayrıldım. Taktik anlayış değişebilir, bu kararlar alınmış olabilir. En önemlisi, benim için doğru yerde oynamak.”



“HER ŞEYDE ÖNCÜLÜK EDİYOR OBRADOVIC”

Pianigiani döneminde Fenerbahçe yatırımlara rağmen başarısızdı. Obradovic, Fenerbahçe’ye ilk adım attığından Final Four’a kadar olan süreçte sen de vardın. Neler değişti bu süreçte?

“Ben Pianigiani döneminde yoktum ama anlatılanlardan yola çıkarak şunları söyleyebilirim. Duyduğum kadarıyla disiplinde, her şeyde öncülük ediyor Obradovic. Kötü oynadığımız gün bile disiplin olduğu için, maçları bir yere kadar götürüyorsunuz. Bir takım sizinle saha içerisinde dalga geçemiyor yani. Duyduğum kadarıyla, en fark ettiren olay disiplin.”



“UFUK SARICA İLE EN ÖNEMLİ ŞEYİ ANLADIM”

2 senede Fenerbahçe’de bulduğun süreyi, Karşıyaka’da tek sezonda buldun. Bu senin için daha iyi olmuştur muhakkak. Özgüven gelmiştir. Peki bunlar dışında hangi açılardan daha iyi bir Kenan Sipahi var?

“Elbette her gün gelişiyorsunuz. Ufuk Ağabey ile çalışmaya başladığımdan beri en önemli şeyi anladım. Topu potaya atmak gerek. Ufuk Ağabey’in, topu potaya atmadığım için beni oyundan aldığı bile oldu. Ufuk Ağabey oyuncusuna çok şey veriyor, en önemlisi de özgüven. Oyuncunun topu potaya atması bir özgüven meselesi ve bunu Ufuk Ağabey ile anladım. Koçtan bu ışığı alınca insan daha özgüvenli oynuyor. Zaten bir düşüncem var, bu seviyede oynayan kötü oyuncu yok. Oyuncunun performansı sadece oyuncuya ne kadar güvenildiği, oyuncudan ne almak istendiğine göre değişiyor. Özgüven yüksek olduğu zaman ister istemez iyi maçlar çıkarıyorsun. Tabii bir yandan, insanın ne kadar çalıştığına, ne kadar konsantre olduğuna da bağlı. İyi maçlar çıkarmak, bir antrenörün oyuncusuna verdiği özgüvenle alakalı.”

OBRADOVIC VE UFUK SARICA’NIN FARKLILIKLARI…

Avrupa’nın gelmiş geçmiş en iyi antrenörlerinden biri olan Obradovic ile çalıştın. Şimdi Avrupa’da yeni jenerasyonun en iyi antrenörlerinden biri olan Ufuk Sarıca ile çalışıyorsun. İkisinin basketbola yaklaşımları arasında ne gibi farklılıklar var?

“Bence, Obradovic de 24 saniyede takımın topu devamlı koşturup, en iyi şekilde top kullanmasına çok önem veriyor. Ufuk Ağabey de müdafaa olmadan, zaten kazanmak istiyorsanız basketbolun her şeyi müdafaa, iki yönde de agresif olmaya dayalı bir anlayışı var. Her iki yanda agresif olunca da rakibin direncini kırıyorsunuz. Eğer boşsan, doğru şutsa, atmanı istiyor Ufuk Ağabey. Agresif oynayınca da işler değişiyor. İkisi daha farklı oyun oynatıyorlar. Hangisine uyum sağlarsanız, başarılı oluyorsunuz.”




“EUROLEAGUE’DE TECRÜBEMİZ OLMADIĞI İÇİN KAYBETTİK” 

Euroleague’e sansasyonel bir giriş yaptınız. Sonra, takım olarak belli bir çıtanın altında kaldınız. Potansiyelinize ulaşamadınız. Olabilirdi ama olmadı hep. Bunun sebebi ‘çaylak duvarı’ diyebilir miyiz?

“Biz oyuncularda hata arıyor insan. Barcelona’yı yenince rehabete kapılabiliyor insan ama tam öyle de değil. Hiç kötü oynamadık ama kötü kaybettik. Şanssız mağlubiyetler aldık. Zalgiris’e karşı son topta kaybettik. Evde kaybedince, Euroleague’de çok zor. Euroleague’de deplasmanda galibiyet almak zor. Deplasmanda kazanmak, çok tecrübeli takımların yapabildiği bir şey. Euroleague tecrübemiz olmadığı için kaybettik diyebiliriz. Baktığınız zaman çok iyi basketbol oynuyorduk ama son toplarda kaybediyorduk. O dönemde, ligde de son toplarda kaybettik.”

Euroleague’de bu sezon seni şaşırtan bir takım var mı?

“Şaşırtan değil de bu performansı göstermesini beklediğim bir takım vardı, Brose Baskets Bamberg. Orada çok değerli bir ağabeyim oynuyor, Nikos Zisis. Devamlı konuşuyorduk. Böyle sonuçlar alabileceklerini düşünüyordum. O grupta olmayıp, bizim Türk takımlarının olduğu grupta olsalar daha rahat bir şekilde Top 8’e kalabilirdi.”

“BİR YOLUNU BULMAMIZ LAZIM”

Milli takımda uzun süredir “Oyun kurucu sıkıntısı” var? 2000’lerin başından beri böyle söyleniyor. Eurobasket 2001’de Kerem Tunçeri çok gençti, çok baskı kuruldu, hataları nedeniyle ağır eleştirildi. Genç bir oyuncuya hata yapma kredisi verilmeli ama yapılmadı. Sonra Ender Arslan mesela, aynı sorunlar yaşandı. Şimdi yine aynı durum var. Şu an ligde en çok süre alan Türk oyun kurucular arasındasın. Rio elemelerinde kadroda olmayı bekliyor musun?

“Neden olmamasının sebeplerinden biri, gereksiz, çok fazla baskı kurmaları. Stres yapmaları oyuncuların. Bence çoğu insan böyle düşünmüyor, hata kredisi vermiyor. Robotmuş gibi “Neden yapmıyor” diyorlar. Her şeyin bir zamanı var. İleriki yıllarda bu nasıl değişir, bilemiyorum. Yabancı hakkıyla da zor giderilir bu sıkıntı. Bizim şampiyon olduğumuz takımlardan kaç kişi oynayabiliyor takımlarında. Zor, bizim ülkede gelişmek biraz daha zor oluyor. Bizim bir yolunu bulup, bunun üstesinden gelmemiz gerekiyor.”

Yeni yabancı kuralına geçildiğinden bu yana yerliler daha az süre buluyor. Kısa vadede yerli oyuncular için kötü oldu elbette, süreleri düştü. Fakat, Karşıyaka’da sen 20 dakikalar civarı alıyorsun. Avrupa’nın en iyi pivotu gösterilen Vesely bile bu süreleri alıyor. Orta ve uzun vadede, bu yabancı kuralı yerli oyuncuların daha fazla gelişmesini sağlar mı? Yerli oyuncular için böylesi daha iyi diyebilir miyiz? Mesela, Cedi ve Furkan düzenli süre bulabiliyorlar…

“Ufuk Sarıca gibi oynatan kaç tane antrenör var. Bir de öyle düşünmek lazım. Baktığınız zaman, Avrupa kupası oynamayan takımlarda bile 5 yabancı oynuyor. Cedi ve Furkan, NBA olacak oyuncular ama…”

Şimdi, senden örnek verecek olursak. Senin NBA’de ilk 5 başlayan, mesela Memphis’teki Mike Conley’den yetenek ve potansiyel olarak bir eksiğin var mı? Arda Turan, Barcelona’ya gittiğinde verdiği bir röportajda, idolu Iniesta için bile “Gördüm ki hepsi insan” dedi. Senin, Cedi’nin, Furkan’ın bir eksiği var mı?

“Basketbol oynadığı yer farklı. Iniesta’nın futbol oynadığı yer farklı. Gelişim olarak da değişiyor.”



“BU JENERASYONUN EN ÖNEMLİ FARKI…”

Seninle birlikte Furkan, Cedi kısa oyuncular var, milli takımın geleceği olarak. 79 ve 87 jenerasyonlarından biz faydalanamadık. Avrupa’yı domine edebilirdik. Şimdi elimizde 93-97 arası müthiş bir jenerasyon var. 79 ve 87’de yakalayamadığımız başarıyı, istikrarı, senin de içinde bulunduğun jenerasyona yakalayabilir miyiz?

“İnşallah. Ben de isterim ama zaman gösterecek. Birçok şeyin oturması gerekiyor. Bu jenerasyondaki oyuncuların arasında arkadaşlık çok iyi. Gerçekten birbirine çok saygı duyan, seven bir jenerasyon. Bu sayede de Avrupa’da devamlı madalyalar, birincilikler geldi. Bu en önemli avantajımız. Kim ne kadar oynayacak, milli takıma hazır olacak bununla belli olacak.”

Eski jenerasyonlarda Hidayet Türkoğlu, İbrahim Kutluay, Mirsad Türkcan, Ömer Onan gibi isimler hala basketbolun içerisinde. Onlar yaşadıkları sıkıntıları aktarıyor mu size? Bu tecrübeler sizin için aydınlatıcı oluyor mu?

“Ömer Ağabey ile 1 sene takım arkadaşı oldum. Bir sene genel menajerim oldu. Ömer Ağabey’in çok yardımı oldu bana. Neler yapmamız gerektiğini, neler yaparsak daha iyi olacağını anlattı. Anlatıyorlar tecrübelerini, bu işi de iyi biliyorlar. Çok da yardımsever insanlar.”

“ÖNEMLİ OLAN ŞU AN”

Kiralık kontratın sonrası Fenerbahçe’ye dönüşü düşünüyor musun? Ayrıca, dönünce “Şunları daha farklı yaparım” dediğin noktalar var mı?

“Cristiano Ronaldo’nun belgeselini izledim geçtiğimiz günlerde. “İnsanlar devamlı geleceğini düşünüp yaşıyorlar ama önemli olan şu an” Ben de bu sene öyle düşünmeye başladım. Seneyi düşünmüyorum. Şu anı düşünüyorum. Karşıyaka’da olmanın keyfini çıkarıyorum. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Taraftarları mutlu etmeye çalışıyorum. Galibiyetler almaya çalışıyoruz. Şu an sadece bir sonraki maçı düşünüyoruz. Trento maçı var önümüzde. Onu konuşuyoruz devamlı. Geleceğim hakkında, yazı dahi düşünmüyorum. Öyle düşünerek bugünü kaçırıyorsunuz.”

Obradovic, geçmişten bugüne oyuncuları için özel antrenörler tutuyor, özel programlar hazırlıyor. Geçmişteki oyuncuları bunu söylerdi. Geçen sezon Euroleague MVP’si olan, senin de takım arkadaşın Nemanja Bjelica da bu programların yararına vurgu yapmıştı. Sana da benzer teklifler, antrenörler, programlar oldu mu?

“Kişisel gelişimim kadar, bulunduğum yerde de takımın gelişimi, yapacağı derece çok önemliydi. Final Four yapmamız gerekiyordu. Maçlar arası çok kısaydı ama insan istediği zaman boş vakit bulabilir, kendini geliştirebilir. Şu an bir kişisel antrenörüm var. Gerçekten her şey ile ilgileniyor. Aynı zamanda mentörüm bana fikirler veriyor. Her gün konuşuyoruz. Bana yardımcı oluyor. Bu sene çalışmaya başladım özel antrenörle. Çok da yararını görüyorum.”



“DRAFTA BU SENE GİRMEYİ DÜŞÜNÜYORUM”

NBA draftına katılacak mısın?

“Ben istiyorum. Bu sene de hak ettiğimi düşünüyorum. Ne olur tabii belli olmaz. Seçilmek çok önemli ama. Şimdi seçilmeyip NBA’de şampiyonluklar kazanan oyuncular var. Seçilip kaybolanlar var. Ben drafta bu sene girmeyi düşünüyorum. Çok da konuşmadım. NBA söz konusu olunca insan elbet düşünüyor ama bunu menajerimle de konuşmadım. Bu sene biraz daha akışına bırakıyorum.”

Eklemek istediğin bir şey var mı?

“Sorular için çok teşekkür ediyorum. Çok güzel ve detaylı sorulardı.”

RÖPORTAJ – HAKAN CELEP

Takım İtalya’ya indi

Sabah hava koşulları nedeni ile İstanbul’a inmekte geciken takımımız İtalya uçağını kaçırmıştı. Sonraki uçağı bekleyen takım sorunsuz bir şekilde İtalya’ya vardı.
Taraftarımızın bilgisine.