NEREDE O ESKİ KARŞIYAKA ?

ERDİNÇ ERGEZEN: NEREDE O ESKİ KARŞIYAKA ?

Sizleri yine eskiye, eskilerden güzel bir insana götürüyoruz. Kalbi Yeşil Kırmızı Atanların Sitesi’nde 26 Mayıs 2008 tarihinde gerçekleştirdiğimiz röportajda Sami Bey Pastanesi sahibi Erdinç Ergezen ile görüşmüş, Ergezen bize Nerede o eski Karşıyaka diye sormuştu.

ÖZEL RÖPORTAJ – Erdinç ERGEZEN 

Sabahları ılık esen rüzgarları,
Parke taşı döşeli sokakları,
Palmiyeleri,
Kordondaki rayları,
Özledim atlı tramvayları.
* * *
Sahildeki trata çeken balıkçıları özledim,
Geceyi körfezde geçiren mehtabı
Güzel insanlarımı,
Eşi, dostu, ahbabı özledim.
* * *
Sur vapurun arkasında bıraktığı izleri
İmbatları sahile vuran denizleri özledim.
* * *
Kızlarımızın nazını,
Osman beyin sazını,
Banyolardaki yazını özledim.
* * *
Sami pastanesini
Uşaklı Ahmed?in kahvesini,
Celalin meyhanesini özledim.
* * *
Özledim iskelede bağlı duran takıyı
Çok ama çok özledim Eski Karşıyaka?yı

Ne güzel anlatmış şair Mithat Erefe ?ÖZLEDİM? adlı şiirinde eski Karşıyaka?yı. O günleri gören ya da büyüklerinden dinleyen hangi Karşıyakalı özlemedi ki o eski günleri? 
Şair dizelerinde Osman Bey?in sazını diyor. Karşıyaka?dan otobüs kalktığında ilk durak Osman Bey?in Gazinosuydu. Şimdiki Osman Bey parkı adını oradan almıştı. O gazinoda orta oyunlar yapılırdı. Kulübün karşısında kadın ve erkek banyoları vardı. Banyolardaki yazını özledim diyor Mithat Erefe. Bir de KSK?nin simgesi olan Uşaklı Ahmed?in kahvesi, Celal?in meyhanesi, Sami Bey?in pastanesi. Karşıyakalıyım diyen herkes yaşadığı gün içerisinde mutlaka bu mekanlara girer çıkardı. Önce kahveye giderler, sonra pastaneye, daha sonra da meyhaneye, oradan da herkes evine. Bunlar Karşıyaka?nın simgeleriydi. Eğer eskiden bu mekanlara gitmiyorum dersen Karşıyakalıyım demezdin. Şimdi ne Uşaklı Ahmed?in kahvesi kaldı ne de Celal?in meyhanesi. Eskilerden günümüze tek kalan Sami Bey?in pastanesi.
Bunları ben söylemiyorum. Bunlar o günleri doya doya yaşamış, yeri geldiğinde Karşıyaka Spor Kulübü?ne evine açmış Erdinç Ergezen?e ait. Karşıyaka tarihini bizim kadar kimse bilmez diyor Ergezen. Çok eskilerden başlarım anlatmaya son iki üç sene evveline kadar gelirim. Son seneleri de çocuklarım daha iyi bilirler.

Yeşil-Kırmızı Ekibi: Sami Bey Pastanesi?nin Karşıyaka için önemi neydi ?

Erdinç Ergezen:Rahmetli babam Atatürk zamanında Selanik?ten Karşıyaka?ya gelmiş ve 
Karşıyaka?nın ilk pastanesi olma özelliğini taşıyan Sami Bey Pastanesi?ni 1922 senesinde Kemalpaşa caddesinde açmış. 
Çarşı?da bizden daha eski esnafın olacağını tahmin etmiyorum. Bizim zamanımızda Karşıyaka?da hiç Karadenizli pastaneci yoktu. Vapurdan 340 kişi çıktımı 434 kişi bizim pastaneye gelirdi. 
Sami Bey pastanesinin özellikleri çoktu. Tatlıları, pastaları, börekleri, dondurması ve bilhassa lokması meşhurdu. Hangi sütten daha güzel dondurma olur, hangisinden daha güzel kazandibi, muhallebi olur hepsinin yapılışı ayrıydı. Pastaneye beş ayrı çeşit süt gelirdi. 
Şimdilerde nereye gitseniz İzmir?in lokması meşhur diyorlar. Meşhur olan İzmir?in lokması değil, Karşıyaka Sami Bey pastanesinin lokması. Meşhur Sami Bey lokmasının kendine has bir formülü var. Bu formül Alman ustalarımız ve babalarımızın çalışmaları ile bulundu.
Lokmalarımız o kadar ünlü oldu ki lokmacılarımız Avusturalya?ya transfer oldu. Bu haber üzerine 1996 senesinde Show TV habere Reha Muhtar?a konuk oldum ve ekranın altında aynen şu yazıyordu ?Her zaman ünlü bir futbolcu transfer olacak değil ya, ünlü bir lokmacı Avusturalya?ya transfer oldu.? 
Biz lokmalarımızı sadece Türkiye?ye değil, dünya çapında Yunanistan?a, Filistin?e ve bir çok ülkeye gönderdik. 
Sami Bey Pastanesi şimdilerde Çoçuk Yuvası?na çıkan sokakta yani Banka sokağında çalışmalarına devam ediyor.

Yeşil-Kırmızı Ekibi: Neden bu sokağın adına Banka Sokağı denmiş ?

Erdinç Ergezen:Bu sokakta Rum bir bankacı oturuyormuş ve o nedenle adına Banka Sokağı denmiş. Banka sokağının da Karşıyaka için önemi büyüktür. Karşıyaka?nın ilk asfalt sokağı burasıydı. Atatürk?ün Karşıyaka?yı ziyareti sırasında bu sokağa asfalt dökülmüş ve sokak ağaçlandırılmış. Atatürk Karşıyaka?ya ilk bu sokaktan geldi ve Çocuk yuvasını ziyaret etti.

Yeşil-Kırmızı Ekibi: Siz çok fanatik bir Karşıyakalısınız.

Erdinç Ergezen:Doğduğumdan beri, dünyaya gözümü açtığımdan beri Karşıyaka ile uğraşıyorum.
Sokaklarda yalınayak, başı kavak top koşturduk. O zamanlar öyle toplar yoktu. Bezlerden top yapıyorduk. Bir zengin çocuğu geliyordu top getiriyordu ki bizde top oynayabiliyorduk. Bizim çocukluğumuzda Hüseyin Amca (Cenk Karace?nin babası) spor kulübü başkanıydı. Bizi kulübe çekmek için bizlerle özel olarak ilgilenirdi. Bizler Karşıyaka?dan başka bir şey bilmiyorduk. Yatıyorduk KSK, kalkıyorduk KSK. Kargadan başka kuş tanımam dersin ya KSK?den başka takım tanımazdık.

Yeşil-Kırmızı Ekibi: Sami Bey Pastanesi?nin Karşıyaka Spor Kulübü için de ayrı bir yeri vardı.

Erdinç Ergezen:Nasıl olmasın ki. Gode Cengiz, Ogün Altıparmak, Erol Baş, Moto Özcan, Kalaycı Yılmaz, Baba Rafet. Hepsi Sami Bey Pastanesi?nin müdavimleri arasındaydı. 
Bütün futbolcular Çarşı merkezinde bulunan Sami Bey pastanesine uğramadan geçmezlerdi. Futbolcular Çarşı?da gezer, burada otururdu.
Karşıyaka kulübüne emeği geçmiş çok değerli insanlar vardı. Bizim Kemalpaşa Caddesi?nde ki dükkanımızın yanında Naciye teyze ile Hakkı amcanın kahvesi vardı. 
Naciye teyze ve Hakkı amca Karşıyakalı sporcuların annesi ve babası sayılırdı.
Dükkanları yıkılınca KSK kulübünde onlara yer verdiler. Sporcuların üstlerini başlarını yıkıyorlardı. 
Ali Ulvi Kiremitçiler KSK?nin gelmiş geçmiş en büyük başkanlarından bir tanesidir. Ben Ali Ulvi Kiremitçiler?e zamanında bir ev verdim. Verdiğim evin odalarını böldüler. Bütün KSK futbolcuları, bekar futbolcuları şimdiki Küçükavcılar?ın karşısındaki dairede ikinci kattaki o evde kalıyorlardı. Sporcusuyla, esnafıyla, yöneticisiyle, başkanıyla biz birlik ve beraberlik içerisindeydik. KSK deyince akla birlik ve beraberlik gelirdi.

Yeşil-Kırmızı Ekibi: KSK deyince akla birlik ve beraberlik gelirdi diyorsunuz. Hiç şüphesiz ki o zamanlar akla gelen bir konu da Çarşı esnafı ile kulübün bütünleşmiş olmasıydı. Şimdilerde bu durum nasıl ? 

Erdinç Ergezen:Eskiden sadece Kemalpaşa caddesi vardı. Böyle barlar yoktu, birahaneler yoktu. Karşıyaka?da birer ikişer katlı evler vardı. Birbirini görmek için insanlar Çarşı?ya gelirdi. Hergele meydanında tüm gençler toplanırdı. 
Eski ile şimdi arasında çok fark var. O zamanlar Karşıyaka küçük bir yerdi. Son zamanlarda epey bir göç aldı ve yabancılar geldi. 
KSK deyince akla Çarşı esnafı geliyordu. Maç olduğunda dükkanların yarısı boşalırdı. Öyle arabalarla gitmezdik maçlara. Doğru düzgün otobüsler yoktu. Varsa yoksa vapurlar?Uşak diye bir vapurumuz vardı. Alsancak Stadı?na vapurlarla gidip geliyorduk. Bazen o vapurlar batacak seviyeye geliyordu. Eğer o hafta galipsek vapurlar düdük çalarak İskele?ye yanaşıyordu. 
Şimdilerde ise Karşıyakalı esnaf çok az kaldı. KSK için el ele desen şimdiki esnaf para verecek duruma geldi mi çoğu arkasına dönüyor. Ancak bizim gibi eski Karşıyakalıların yardımları her zaman devam ediyor. 
Eskiden çarşı esnafı olarak kulübümüze üyeydik, aidatlarımızı veriyorduk. Eski yöneticiler gelip giderdi. Halimizi hatırımızı sorar, kulübe yapacağımız bir katkı olursa söylerlerdi. Şimdilerde yeni futbolcuların bir tanesini Çarşı?da görmüyoruz. Eski futbolculardan Lemi ağabey, takım kaptanı Nazmi Karagözoğlu hala mekanımıza gelir bizleri ziyaret eder. 

Yeşil-Kırmızı Ekibi: Karşıyaka Spor Kulübü?nün bütün evrelerini yaşadım diyorsunuz. Peki KSK ile ilgili neler değişti ?

Erdinç Ergezen:Eski futbolcular renk aşkı için, KSK için mücadele ediyordu. Şimdi herkes para için oynuyor. Ortada büyük paralar dönüyor. Menejerler kendi çıkarları için kulübe futbolcuları getiriyor. Zamane futbolcuları yüksekten uçuyorlar. Alıyorsun bir bakıyorsun ki istediğini veremiyor. Bir ay, iki ay maaş alamadılar mı futbolcular isyan ediyor. Çünkü büyük paralara alıştılar. Para gelmedi mi sıkıntıya düşüyorlar.
Eskiden asım liglerinden yetişen, Karşıyaka Lisesi?nden yetişen çocuklarımız vardı. Şimdilerde kim hangi futbolcuyu doğru düzgün tanıyor? Hemen hemen hiç kimse. Ben o zamanlar sana takımı da sayardım, yedek futbolcuları da sayardım hatta alt yapıdan yetişen çocukları da sayardım. Şimdi öyle bir durum oldu ki Karşıyaka?ya kimlerin gelip kimlerin gittiğini takip bile edemiyorsun. Karşıyakalı olarak yetişen futbolcuları pek göremiyorum.

Yeşil-Kırmızı Ekibi: Bir de rahmetli kardeşiniz Gode Cengiz vardı. 

Erdinç Ergezen:Bizler doğma büyüme Karşıyakalıyız. Ailece kulübümüze çok bağlıyız. Birinci Gode Cengiz benim küçük kardeşimdir. Gode demek Karşıyaka?nın kralı demektir. 
Bu adam hasta Karşıyakalıydı. Bütün giysileri, şapkası yeşil kırmızıydı. Yaz demez, kış demez antrenmanları kaçırmazdı. Maçta üç kişi varsa biriside mutlaka o olurdu. Karşıyaka?nın esas Gode?si buydu. Daha sonra allah rahmet eylesin en iyi futbolcularımızdan biri olan kaptanımız Cengiz?e Gode Cengiz denmeye başlandı. Kimisi bilir, kimisi bilmez. Hangisi esas Gode Cengiz derseniz bilenler bilir. 

Yeşil-Kırmızı Ekibi: Eskiden tribünlerdeki sloganlar nasıldı ?

Erdinç Ergezen:Şimdilerde yeni yeni şeyler çıkartıyorlar. Gençler başka tribünlerin sloganlarını söylüyorlar. Bu büyük Çarşı herkese karşı gibisinden. Bizim zamanımızdaki sloganlar çok başkaydı. Kendi sloganlarımız vardı. Şimdiki nesiller bunları bilmezler.
Erdinç Ergezen’in muhteşem yorumu ile bir örnek aşağıdan dinleyebilirsiniz. 

 

Yeşil-Kırmızı Ekibi: Göztepe ile aranızdaki rekabet bugünlerdeki gibimiydi ? 

Erdinç Ergezen:Tabii Göztepe ile aramızda güzel bir rekabet vardı. Çünkü hiç şüphesiz ki Göztepe?de bizim gibi İzmir?in en köklü kulüplerinden biriydi. Ama asla bizim gibi değildi. Karşıyaka kendine has özellikleri olan kimseyi rakip tanımayan çok güçlü bir kulüptü. Onun için şimdilerde adını 334 ½ koymuşlar. Altınordu bizim kardeş takımımızdı. İzmirspor gibi takımlar bizim yanımızda hep vasat takımlardı 
Göztepe ile aramızda büyük bir rekabet vardı. Rekabet vardı ama biz eski Göztepeli futbolcularla arkadaştık. Akşamları pavyonlara gidiyor, birlikte eğleniyorduk. Ama böyle kavga dövüş yoktu.
Mesela biz Altay öldü diye tabutunu yaptık, bayrağını tabuta sardık ve Altay kulübünün önünden geçtik. Kimse bize saldırmadı. Şimdi Göztepe gelecek de Karşıyaka öldü diye bayraklarla adam geçirecek. Geçirebilir mi ? 

Yeşil-Kırmızı Ekibi: Karşıyaka?nın unutamadığınız maçları 

Erdinç Ergezen:Bir gün İstanbuldayız. Beşiktaş?ı 1-0 yendik. Beyoğlu?na çıktık ve Kaf Kaf çektik. Polis İstanbul?u koministler bastı zannetti. 

1947 senesinde Karşıyaka?nın Atina?yı 1-0 yendiği maçtaydım. Maç Atina Stadı?nda oynandı. Bu bir tarihtir. Fotoğraftaki insanlardan sadece iki kişi sağ. 

1980 senesindeki Göztepe maçı. Biz o günü tahmin edebiliyor, o gün rekorlar kırılacağını biliyorduk. Bir unutamadığım maç o dur bir de Eskişehir?e 340 otobüs gittiğimiz maçtır. 

Eskişehir ile şampiyonluk maçını oynuyorduk. Yaklaşık 4000 kişi vardı o deplasmanda. Otobüsler Çarşı?dan kalktı. Bir koltukta üç kişi oturuyordu. Herkes yerlerde yatıyordu. Taksiyle, trenle gidenler ayrıydı. Bize az yer ayrıldığı için Karşıyakalılar maça Eskişehirli gibi girdiler ve maçı izlediler. Maça girerken tribündekiler kendilerini KSK?li olarak göstermediler
Eskişehir?de bizi yolda polisler karşıladı. Çok yağmurlu bir havaydı. Sorun çıkmasın diye biletleri Kütahya?ya getirmişlerdi. O maçta 1-0 yenilmiştik 

Not: Röportaj bugünkü Gazetem EGE’de tam sayfa olarak yayınlandı

RAHAT DURAMIYORUZ, RAHAT OLAMIYORUZ

www.yesil-kirmizi.com / özel

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.