Karşıyaka Çarşı Grubu

Kastamonu Maçında Passolig YOK !

17 Aralık Perşembe günü Ziraat Türkiye Kupası Gruptaki ilk maçımıza Atatürk Stadında Kastamonu ile çıkıyoruz.

Maçın başlama saati 16.00.

Taraftarımız maça gişelerden alacakları Kağıt Bilet ile karşılaşmaya girebilecek.

Passoligsiz bu önemli karşılaşmada Atatürk Stadı kapalısına uzun süredir yaşamadığı çoşkuyu verir miyiz?
Şimdiden planını yap. Perşembe 16.00’da Tribün seni bekler…

Karşıyaka Çarşı Grubu

Bracey Wright Karşıyakamızda



En son İsrail’in Hapoel Jerusalem takımında mücadele eden, 1 ve 2 numaralarda oynayabilen 32 yaşındaki basketbolcu, geçen sene İsrail Ligi finallerinin en değerli oyuncusu seçilmişti.

Tecrübeli oyuncu daha önce NBA ekiplerinden Minnesota Timberwolves’un yanı sıra Avrupa’da Aris, Joventut Badalona, Oostende, Paris Levallois, Cedevita, Zaragoza ve Krasnye Krylia takımlarında da forma giydi.

Erdal Eren’i anıyoruz

1980 döneminde 17 yaşında katledilen, ışık hızı ile tutuklanıp yaşı büyütülüp asılan kardeşimiz, abimiz Erdal Eren’i saygı ve sevgi ile anıyoruz.

 
Erdal Eren bizim çizgimiz, Cesaretimiz ve son bulmayan umudumuzdur.

Kendisini sevgiyle anıyoruz…

Erdal Eren’in Mektubu;

Sevgili Anneciğim!..

Uzun zamandır mektup yazamadım. Kusura bakma.

Ancak Salı günkü Demokrat Gazetesi’nde yayınlanan bir devrimcinin mektubu cezaevindeki tüm devrimcilerin yaşamlarını, duygularını yansıttığından bu mektubu size gönderiyorum.

Mektup şöyle:

Ana!..

Neden mi burdayım? Neden mi evimde değilim? Neden istediğim zaman yatıp kalkamıyorum? Niye istediğim kitabı, evdeki kanepeye oturup okuyamıyorum, düşünemiyorum, yazamıyorum? Ne mi arıyorum dört duvar arasında?

“O sözler ki kalbimizin üstünde dolu bir tabanca gibi ölüp ölesiye taşırız. O sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan, uğruna asılırız.”

Baharın, karın altından fışkırdığı bugünlerde içeride olmak, çiçek kokusunu alamamak, geniş yeşilliklerin güzelliğini görememek insanda anlatılması zor bir duyguyu yaratıyor. Ama bu duygu öyle karamsarlığın, yılgınlığın, bitkinliğin ve vazgeçmişliğin bir belirtisi olmuyor.

Aksine, bu duygu beni daha biliyor, daha hırçınlaştırıyor, bir yerlerden uzaklaştırıyor, bir yerlere yakınlaştırıyor. “Ne yapmalı?” “Nasıl savaşmalı?” sorusuna cevaplar arıyorum günlerce.

Sizi de düşünüyorum. İçeriye düşmeden önce anlatmak istediklerimi ama anlatamadıklarımı herhalde şimdi daha iyi anlayacaksınız. Bizi anlamayan analara, babalara, bacılara, eşe, dosta, herkese ama herkese anlatın daha vakit varken.

“BİZ KARŞIMIZDAKİLER GİBİ BİR AVUÇ DEĞİLİZ”

Henüz geç kalmamışken. Vaktim az da olsa var ve eğer biz değerlendirmesini bilirsek yeter de artar bile. Bu işi hep beraber yürütürsek ancak kazanabiliriz.

Omuz, omuza, bir birinden güç alarak, bir birine güç vererek. Ve anam, bu savaşı ne pahasına olursa olsun kazanmalıyız, kazanacağız. Kazanacağız ki çiçekli, mutlu günleri hep beraber görelim, senin torunların görsün ve torunlarının çocukları görsün.

Biz karşımızdakiler gibi bir avuç değiliz. Biz halkız. Bak sana bizden olanları iyiyi, güzeli, haklarını isteyenleri sayayım. Ben varım, babam var, sen varsın, kardeşlerim var, ablam bacım var, sonra köydeki dayılarım, şehirdeki amcalarım ve onların akrabaları, komşuları var, onların arkadaşları, onların oğulları, kızları, benim okul arkadaşlarım, onların arkadaşları, onların akrabaları, amcaları, dayıları var ve yine onların… saymakla bitiremeyeceğim kadarız biz.

Gördün mü ak saçlı boncuk gözlü anacığım saymakla bitiremiyorum. Yeter ki omuz verelim birbirimize. Yeter ki destek olalım ortak mücadelemizde.

“GELECEK GÖRÜŞTE BANA ÖZGÜRLÜĞÜN TOHUMLARINI GETİR”

Gelecek görüşte bana özgürlüğü, özgürlüğün tohumlarını getir. Ve demir parmaklıklara bütün bu yazdıklarımı düşünerek gözyaşlarını, mahzun bakışlarını bırakmadan git. Boynun bükük olmasın. Giderken gözün arkada kalmasın. Arkana bakma. Dışarıda da hep öyle ol.

Sana ve soranlara devrimci selamlar.

Anne. Benim anlatmak istediklerimin hemen, hemen hepsi bu mektupta var. Bu da cezaevindeki tüm devrimcilerin düşüncelerinin, yaşamlarının ve mücadelelerinin aynı olduğunu gösterir.

Bu yazdıklarımın yanı sıra sağlığınıza da dikkat edin ki yaşamın zorluklarına göğüs gerebilesiniz.
Size, akrabalara ve tüm arkadaşlara devrimci selamlar. Ellerinizden öperim.

Erdal”
 

Karşıyaka Çarşı Grubu


Kemal Özdeş Hocamız İstifa Etti

Hocamız Kemal Özdeş Malatyaspor maçı sonrası istifa ettiğini açıkladı.
Maç sonrası basın toplantısı sonrası hocamız ” Eğer yarın maçın taraftarın yaptığı protesto sonucu kaybettiğimiz yönünde açıklama yaptığım şeklinde haber çıkarsa çarpıtılmıştır. Böyle bir demeçim ve düşüncem olmamıştır.” şeklinde durumu özetlemiştir.

Hocamız istifa ettiğini ve tüm taraftara teşekkür ettiğini de belirtmiştir. 
Bizde emeklerinden dolayı kendisine teşekkür ederiz.

Karşıyaka Çarşı Grubu

“Bu Yüz Yılın En Farklı Yükselişi” Darmstadt 98

Darmstadt 98
“Bu Yüz Yılın En Farklı Yükselişi”

Hafta sonu Bundesliga da Hessen derbisi adında bir maç oynandı. 36 yıl aradan sonra Darmstadt 98 “Büyük abisi” Eintracht Frankfurt u 1 – 0 yeniyor ve kızgın Eintracht taraftarları maçın sonlarına doğru çılgına dönüyordu. Yakılan pankartlar sahaya girmeye çalışan taraftarlar. Polis müdahalesi ile olaylar yatıştırıldı ve maçın son dakikalarının oynanmasının ardından sekiz yıl önce Almanya 4. Ligi’nde yer alan “Küçük kardeş”, Almanya futbolunun en üst seviyede oynandığı lig’de, Bundesliga’da (abisine karşı) aldığı bu zaferle tekrar manşetlere taşınıyordu.


Konu Hessen Derbisi değil, konu Darmstadt 98’in taraftarlarına bu derbiyi Bundesliga’da yaşatma hayalinin gerçeğe dönüşmesi. Almanyanın Hessen eyaletinde bulunan, Frankfurt şehrine 15 dakika mesafede ki Darmstadt şehrinde 1898 yılında kurulan SV Darmstadt e.V. 33 yıl önce Bundesliga’a veda etmişti. Bu veda ve hızla yaşanan sportif başarısızlıkların getirdiği ekonomik sorunlar nedeniyle peş peşe profesyonel liglerden düşen bu takımın futbol tarihinde yok olmak üzereyken muhteşem geri dönüşü.
Türkiye Futbol Liglerinde tam karşılığı Bölgesel Amatör Lig olan Almanya Bölgesel Lig Güney grubunda uzun yıllar geçiren Darmstadt 98, 2010 – 2011 yılında grubu 1. bitirerek bu cehennemden kurtulup kendini 3. lige atar. Dört senede 3. lig’de geçiren Dramstadt 98 hatta 2012 – 2013 sezon sonunda 3. ligden tekrar dördüncü lige düşer. Ancak Kicker Offenbach’ın lisansının iptal edilmesi sonucu sportif açıdan düşmüş takım masa başında ligde kalır.
Futbol da biraz şansın olacak lafı da işte bu 3. lig’de devam haberi sonrası bu takımda etkisini göstermeye başladı. 2013 – 2014 sezonunu lig de 3. sırada bitiren Dramstadt 98, 2.lig takımı Armina Bielefeld ile 2. lig Play Out maçları oynama hakkını kazandı. Evindeki ilk maçı 3 – 1 kaybeden Dramstadt 98, ikinci maçın 90 dakikasını aynı skor ile lehine bitiriyor ve uzatmalarda kalesinde bir gol görse de maçın son dakikasında bulduğu gol ile 2. lige merhaba diyordu.


2. lige çıktığında yeni bir transfer planlaması ile tekrar olmaz denileni olduran Dramstadt 98’in bu transfer politikası ise sadece Dirk Schulster’in kelimeleriyle açıklanır ancak “Bize gelen her futbolcu geride büyük acılar yaşamış ve yeniden ayağa kalkmakta zorlananlardı. Ya işsiz, ya gözden çıkarılmış ya da inancını yitirmiş. Dürüst olmak gerekirse böyle olmasa muhtemelen buraya değil başka yere giderlerdi”. Kadrosunda ki futbolcularına ikinci bir şansı, kariyerlerinde tekrar var olma şansını ise “Onlara başka ne verebiliriz ki? Para? Yok bizde. Şehir, o da yok. Stat? Bahsini açmayalım lütfen. Duygusal açıdan yaklaşarak ahlaki değerler üzerinden bir kazanım elde etmenin peşine düştük” sözleriyle anlatıyordu. Dramstadt 98’in bu kaybolmuşlar kadrosu son hafta St. Pauli’i 1 – 0 ile geçerek lig’de 2. sırayı alıyor ve Bundesliganın yolunu tutuyordu uzun lafın kısası.
“Futbol’da her şey para değildir” lafı sadece fakir avuntusu değildir. Son üç sezonda Dramstadt 98’in bonservis için ödediği paranın “0” olduğu bilgisini verirken bir de ek olarak 2002 yılında “Futbol sadece parayla oynanan bir oyun değildir, futbolun bir de amatör bir yanı vardır” diyen Fatih Terimi de işin içine katarak Türkiye Futbol Direktörümüzün hem “Finansal Fair Play” hem de “Alt Ligler” için projelerini merakla beklediğimi belirtmeliyim.
Endüstriyel Futbol seyircileri, bu tarz hikâyeleri “Amatör ruhlular” veya “Romantik Futbol Sevdalıları” olarak adlandırılsa da, biraz şans bolca mücadele bir sporcunun olmazsa olmazı olan ahlaki olguların birleşimleri ile tamamlanan sezonlar ardından Bundesliga’a kadar yükselen Dramstadt 98 işte gerçek futbolun hikâyesidir bu nedenle bu dayatılan sistemde, sisteme karşı bu yüz yılın en farklı yükselişinin hikâyesidir…