Seni sevmeyen de yaşasın

“Öyle ölüler vardır ki, ben onların öldüklerini düşündükçe, vakit olur, yaşadığımdan utanırım”

10 yıl önce, bir 16 Kasım günü Karşıyaka-Banvit maçına gidiyordu Özgür Soylu. Balıkesir’de bir akaryakıt istasyonu sahibi pompalı tüfeği ile vurdu, Özgür’ü. Haberi Bandırma’da duyan Karşıyakalılar Balıkesir’e gitmek için salondan ayrıldı. Henüz 21 yaşındaydı, Özgür. 2 gün sonra, önce cemevindeki sonra Karşıyaka Çarşısı’ndaki Kemal Paşa Camii’ndeki cenaze törenine 5.000’i aşkın kişi katıldı. Karşıyakalılar ve Göztepeliler omuz omuzaydı. Çarşı’da her renk atkı vardı, Bursasporlusu, Bucasporlusu, Ankaragüçlüsü, Karagümrüklüsü, Sakaryasporlusu, Altınordulusu, Altaylısı ve daha bir çoğu. Cami’ye “Acı çekmek özgürlükse, Özgür’üz hepimiz” yazılı pankart asıldı. Göztepeliler tribünlerinde Karşıyaka ve Göztepe amblemlerinin bulunduğu “Ruhun Özgür sen bizimlesin” pankartını açtılar. Tüm renkler özgürdü, artık!

“Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın”

18 yıl önce, bu sefer 5 Nisan günü, ülkemize maç izlemeye gelen Kevin ve Christopher, Galatasaray-Leeds United maçı öncesi bıçaklanarak öldürülmüştü. Maçtan sonra Fatih Terim “keşke bu iki genç insan ölmeseydi de, biz maçı kaybetseydik” demişti, birkaç gün sonra da “Bıraksınlar cenazeye katılayım” Bu cinayetlerden dolayı kimse 5 yıldan fazla yatmadı. “Ağır tahrik var” dendi. Kevin ve Christopher suç işledilerse, tahrik ettilerse birilerini; Türk adaleti verirdi cezalarını. Birkaç sokak serserisine mi kaldıydı, adaletin yerine geçmek? Bu cinayeti işleyenler, pişman olmadıklarını söylediler sonra. Örnek oldular belli ki birilerine, bu sefer 24 Kasım 2014’te Galatasaray-Partizan maçı öncesi Sırp Marko Ivkovic bıçaklanarak öldürüldü.

“Bakıyorum İsviçre’ye vagonumdan, şehirleri can sıkıcı olmalı”

Yine aylardan Kasım, 2005 yılı. Dünya Kupası’na katılabilmek için İsviçre ile baraj maçlarında karşılaştık. 2. maçın bitiş düdüğüyle İsviçre’ye elenince yardımcı antrenör ve kulübedeki birçok futbolcu sahaya koştu, İsviçreli futbolculara saldırdı. Milli takımın başında Fatih Terim vardı.

“Geldim Kaldım Güldüm Öldüm”

Yine Kasım! Galatasaray deplasmanına giden Koray Şener, kalp krizine tribünde yenik düştü, 22 yaşında. Onun Vera’sı da Fenerbahçe idi. Aşkı çağırmıştı onu tribüne, gitti, kaldı, tribünlerdeki coşkuya hayran kaldı, babasını aradı, güldü ve öldü. Fenerbahçeli taraftarlar tribünü terk etti, hastaneye koştu, tıpkı Özgür için Karşıyakalıların 10 sene önce salonu terk edip Balıkesir’e gittiği gibi.

“Milletimin en talihsiz gecesi”

Cuma gecesi maç bittiğinde, 13 sene önceki Türkiye-İsviçre maçının aynı görüntüleri yaşandı. Bitiş düdüğüyle Fatih Terim’in yardımcı antrenörü ve futbolcuları sahaya koştu. 13 yılda değişen bir şey yoktu. Basın toplantısına “Maalesef şimdi bir haber aldım, Fenerbahçe taraftarı genç bir kardeşimiz vefat etmiş, kaldırılıdığı hastanede. Allah rahmet eylesin, baş sağlığı diliyorum. Öyle başlayayım” diye başladı Terim. Tam 17 saniye sürdü, başsağlığı. Sonra dakikalarca konuştu, hakeme öfkesiyle. 13 yılda değişen bir şey yoktu, ama 20 senede çok şey değişmişti sanki! Leedsli taraftarlar öldürüldükten sonra “Keşke bu 2 genç yaşasaydı da biz yenilseydik” diyen Terim “Keşke Koray yaşasaydı da Galatasaray yenilseydi” diyemedi. Ne olurdu aynı inceliği Koray için de söyleseydi. Leedslilerin cenazesine katılmak isteyen Terim, Koray’ın da cenazesine katılsaydı, ne olurdu? Özgür Soylu’nun cenazesi ile İzmir’de yaşanan ezeli rakiplerin ebedi dostluğunun benzeri Kocaeli’nde de yaşanmaz mıydı? Milli takımımıza yıllarca direktörlük yapan Terim, bir sözüyle bugüne dek Türk futboluna sağladıklarının çok daha fazlasını sağlayabilirdi, bu haftasonu; olmadı…

“Ne ölümden korkmak ayıp, ne de düşünmek ölümü”

Maçta “Seni sevmeyen ölsün” tezahüratının yapıldığı iddia edildi, sonra. Ben izlerken duymadım. Galatasaraylılardan bazıları bu tezahüratın yapılmadığını bazıları da tribünün klasikleşmiş bu sloganını bağıranların ölümden haberi olmadığını söylediler. Bu tezahüratın iğrençliği için, illa ki birinin ölümünden haberdar mı olmak gerek? Galatasaray tribünündeki vicdan sahipleri umarım bir daha bu iğrenç dileği dillendirtmez!

“Kesik bacaklarımla peşinizdeyim”

Bir ölüm haberini umursamayan tartışmaların arasında ölüme değil yaşama koşmayı, çaresizliğe değil umuda koşmayı hayal ederken Ampute Milli Takımımız Meksika’dan ders verdi hepimize, Dünya Şampiyonluğunu penaltılarla kaçırırken. “Yaşamak ne güzel şey” dedirtti bize, “hep bir ağızdan sevinçli sevinçli bir destan okur gibi”

“Umudu var büyük insanlığın, umutsuz yaşanmıyor”

Cem Zeren

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.